YÜREK SEFERİM

Kim demiş ki gül yaşar diken himayesinde, dikenin itibarı ancak gül sayesinde...
 
AnasayfaPortalliGaleriTakvimSSSAramaKayıt OlÜye ListesiKullanıcı GruplarıGiriş yap

Paylaş | 
 

 Ramazanda okumak, Ramazanı okuma

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
SıZıM
Site Yöneticisi
Site Yöneticisi
avatar

Mesaj Sayısı : 1538
Yaş : 112
Kayıt tarihi : 07/11/06

MesajKonu: Ramazanda okumak, Ramazanı okuma   13.09.07 4:09


Ramazan’da okumak, Ramazan’ı okuma

Okumak, kendini kendinden öteye taşırma çabasıdır. Okumak, gözünü
gördüğünden ötesine taşıma telaşıdır. Okumak, yaşamanın üzerindeki ağır
kadife perdeyi bir ucundan kaldırıp, unutulan detayları, gizli saklı
pürüzleri, terkedilen dostları yeniden bulma serüvenidir. Bu anlamıyla,
okumak, oruç tutmakla neredeyse kardeş gibi dururlar. Oruçla, insan,
bedeninden ruhuna taşınır; kendini kendinden öteye taşır. Oruç insana yeni
bir göz takar, yeni bir gönül sunar; suyu, ekmeği, meyveyi, yeri, göğü,
insanı, sokağı, geceyi, gündüzü yeni ve taze bir heyecanla görür oruçlu
gözü. Oruç, yaşamanın o kalın kadife perdesini, yani konforu, bir anda
kaldırır, insanın içine başka türlü kıpırtılar sokar. İnsanın kendine
dokunmamak üzere, tenine temas etmemek üzere, ötelediği, halı altına
süpürdüğü incelikleri gün yüzüne çıkarır. Oruç, insanı daha bir geçirgen
kılar; eşyanın insanlar arasındaki akışı hızlanır; yardımlar, sadakalar,
şefkatlar, acımalar saklandıkları yerden ortaya çıkar. Oruç, insanı çocuksu
sevinçlere, gölgesiz lezzetlere, lekesiz hazlara komşu eder; sanki yeniden
yazılır insanın duyguları.

Oruç sessizdir. Kitaplar öyle. Bağırıp çağırmaz kitaplar; insanın
dokunuşuyla canlanır, yürümeye başlar, konuşur, içini açar, fısıldar. İnsan
bakışıyla, sanki bir İsâ[as] dokunuşu yapmışcasına suskun kitabı diriltir;
kağıt ve mürekkepten fazlası yapar. İnsanın oruçta elinin kolunun
bağlanmışlığı, Mûsa’nın [as] elini göğsüne sokmasına benzer; çıkardığında
“yed-i beyza”yı [beyaz el] bulur avuçlarında. Elinde var olduğunu sandığı
kudreti, kuvveti sahibine iade eder insan; göğsüne bağlar elini, kalbine
koyar dilini. Böylece yeniden başlar gibi olur hayata. Kalbiyle dokunur
eşyaya, canının terazisi inceliklere duyarlaşır, mücevherlere acıkır
kefeleri.

Suskundur oruç. Tutanı olmazsa orucun, orada öylece sessizce durur, bekler.
İçinde sakladığı cevherleri saçıp savurmaz ortalığa, incisini ışıktan
sakınan sadef gibi kendi içine kapanır. Kitaplar da suskundur. Okuyanı
olmazsa kitabın, o da bir köşede, suskunca bekler. Harfleri yanıp tutuşmaya
hazırdır; sessizlikte küllenir ama insan nefesinin dokunuşuyla kor olup
parlar, köze dönüşür. Kelimeleri baharı bekleyen tomurcuklar gibidir; yağmur
ve ışık dokunur dokunmaz çiçeğe durur, meyve neşesi kuşanır. Oruç da kitap
da insanını bekler söylemek için, söyleşmek için, dirilmek için, diriltmek
için.

Oruç da kitap da insanı enfüsüne, içine doğru çağırır. Okumak da oruç tutmak
da görüntüye, gösterişe tenezzül etmez. Oruç, insanı içe doğru büyütür, içe
doğru tezyin eder, içe doğru derinleştirir. Dışarıya söyleyeceği bir şeyi
yoktur orucun. Gösteremezsiniz oruç tuttuğunuzu. “Oruç tutan adam” resmi
yayınlanmadı henüz. Kimsenin fotoğrafının altına “falanca oruç tutarken
görülüyor” yollu bir cümle döşenmiş değildir. Okumak da, her ne kadar
görünür olsa da, görüntünün taşıyabileceğinden çok daha fazlasını saklar
ardında. Okuyor görünebilirsiniz; ama okumanın size ettiğini kimse resme
sığdıramaz, objektife düşüremez, renge, biçime bürüyemez. Okumak, “görüntüyü
kurtarmak”tan fazlasıdır.

Elle dokunulur gözle görünür olan Mushaf’ın, yani kağıt ve mürekkepten
ibaret bir cismin, “Kur’ân”’a, yani “okunan” bir şenliğe dönüşmesi, insanın
nefesinin dokunuşuyla, konuşan bir ruh kuşanması okuma eylemi ile olur.
“Kur’ân”, “kıraat edilen”, “okunan” anlamına gelir. Yani okumadığınız sürece
o, “Kur’ân” değildir; sizi bir köşede Mushaf (sayfalar) olarak bekler,
suskun ve sözsüz kalır.
Ramazan’ı “Kur’ân’ın indirildiği ay” olarak tarif eden Rabbimiz, oruç ile
okuma arasındaki ikizliğe de dikkatimizi çekiyor olmalı. “Kur’ân’ın
indirildiği ay”da okumak, oruç tutmak kadar öncelikli olmalı ki, “okunan”ın
anlamları daha bir açık indiriliyor olmalı kalbimize, nefsimize, aklımıza.

Ramazan’da okumak, Kur’ân’a muhatap olmak adınadır. Ramazan’da okumak
sayfalarda suskun sözleri nefesimizin canına katmak demektir. Bütün
kitapları “okunur” olan Kitab’ı idrakimize “indirmek” için okuruz.

Oruç tutmak okumak da demektir. Kitab’ın iftarıyla sevinmek demektir.
Kur’ân’ın nabzını kalbimizle tutmak demektir.
Senai Demirci

_________________
Ne beyan-ı hale cür’et, ne figana takatim var
Ne reca-yı vasla gayret, ne firaka kudretim var...

***
bir akşam üstü yanımız da kimsecikler olmaz;
ya da olması gerekenler yanımızdakiler değildir !!!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://yurekseferi.forumzen.com
 
Ramazanda okumak, Ramazanı okuma
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» COCUGUN KULAGINA EZAN VE KAMET OKUMAK GEREKIRMI?
» hz. isa allahin oglumudur

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
YÜREK SEFERİM :: YÜREK SEFERİME HOŞ GELDİNİZ... :: HAYATA DAİR NOTLAR :: SERBEST KÜRSÜ-
Buraya geçin: