YÜREK SEFERİM

Kim demiş ki gül yaşar diken himayesinde, dikenin itibarı ancak gül sayesinde...
 
AnasayfaPortalliGaleriTakvimSSSAramaKayıt OlÜye ListesiKullanıcı GruplarıGiriş yap

Paylaş | 
 

 *BEŞ ÖNEMLİ DERS*

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
SıZıM
Site Yöneticisi
Site Yöneticisi
avatar

Mesaj Sayısı : 1538
Yaş : 113
Kayıt tarihi : 07/11/06

MesajKonu: *BEŞ ÖNEMLİ DERS*   02.11.07 22:34

>>>>>>> >>>*BEŞ ÖNEMLİ DERS*
>>>>>>> > > >>
>>>>>>> > > >>
>>>>>>> > > >>Birinci Ders:
>>>>>>> > > >>
>>>>>>> > > >>Okuldaki ikinci ayımda, hocamız test sorularını
>>>>>>>dağıttı. Ben okulun en iyi
>>>>>>> > > >>ögrencilerinden biriydim. Son soruya kadar soluk
>>>>>>>almadan geldim ve orada
>>>>>>> > > >>çakıldım kaldım. Son soru söyleydi :
>>>>>>> > > >>"Hergün okulu temizleyen hademe kadının ilk adı nedır
>>>>>>>?"
>>>>>>> > > >>Bu her halde bir çeşit şaka olmalıydı. Kadını, yerleri
>>>>>>>sılerken, hemen
>>>>>>> > > >>hergün görüyordum. Uzun boylu, siyah saçlı bir kadındı.
>>>>>>>50'lerinde falan
>>>>>>> > > >>olmalıydı. Ama adını nerden bilecektim ki ! Son soruyu
>>>>>>>yanıtsız bırakıp
>>>>>>> > > >>kağıdı teslim ettim. Süre biterken bir öğrenci, son
>>>>>>>sorunun test
>>>>>>> > >
>>>>>>> >>sonuclarına dahil olup olmadığını sordu.
>>>>>>> > > >>"Tabii, dahil" dedi, Hocamız...
>>>>>>> > > >>"İş yaşamınız boyunca insanlarla karşılaşacaksınız.
>>>>>>>Hepsi birbirinden
>>>>>>> > > >>farklı insanlar. Ama hepsi sizin ilginiz ve dikkatinizi
>>>>>>>hak eden insanlar
>>>>>>> > > >>bunlar. Onlara sadece gülümsemeniz ve 'Merhaba' demeniz
>>>>>>>gerekse bile..."
>>>>>>> > > >>Bu dersi hayatım boyunca unutmadım. Hademenin adını
>>>>>>>da...
>>>>>>> > > >>Dorothy idi.
>>>>>>> > > >>
>>>>>>> > > >>
>>>>>>> > > >>İkinci Ders :
>>>>>>> > > >>
>>>>>>> > > >>Bir gece vakit gece-yarısına doğru Alabama Otoyolunun
>>>>>>>kenarında duran bir
>>>>>>> > > >>zenci kadın gördüm. Bardaktan boşanırca yağan yağmura
>>>>>>>rağmen,
>>>>>>> > > >>bozulan arabasının dışında duruyor ve dikkati çekmeye
>>>>>>>çalışıyordu. geçen
>>>>>>> > >
>>>>>>> >>her arabaya el sallıyordu. Yanında durdum. 60'lı yıllarda
>>>>>>>bir beyazın bir
>>>>>>> > > >>zenciye, hem de Alabama'da, yardıma kalkışması pek
>>>>>>>olağan şeylerden
>>>>>>> > > >>değildi. Onu kente kadar götürdüm. Bir taksi durağına
>>>>>>>bıraktım.
>>>>>>> > > >>Ayrılırken ille de adresimi istedi, verdim. Bir hafta
>>>>>>>sonra, kapım
>>>>>>> > > >>çalındı. Muazzam bir konsol televizyon
>>>>>>> > > >>indiriyordu adamlar. Bir de not ekliydi, armağanda...
>>>>>>> > > >>"Geçen gece otoyolda bana yardımınıza teşekkür ederim.
>>>>>>>O korkunç yağmur
>>>>>>> > > >>sadece elbiselerimi değil, ruhumu da sırılsıklam
>>>>>>>etmişti. Kendime güvenimi
>>>>>>> > > >>yitirmek üzereydim, siz çıka geldiniz. Sizin sayenizde
>>>>>>>ölmekte olan
>>>>>>> > > >>kocamın yatağının baş ucuna zamanında ulaşmayı
>>>>>>>başardım.
>>>>>>>Biraz sonra son
>>>>>>> > > >>nefesini verdi. Tanrı bana yardım eden sizi ve
>>>>>>>başkalarına karşılık
>>>>>>> > > >>beklemeksizin yardım eden herkesi kutsasın...
>>>>>>> > > >>En İyi Dileklerimle,
>>>>>>> > > >>Bayan Nat King Cole."
>>>>>>> > > >>
>>>>>>> > > >>
>>>>>>> > > >>
>>>>>>> > > >>Üçüncü Ders :
>>>>>>> > > >>
>>>>>>> > > >>Size Hizmet Edenleri Hep Hatırlayın...
>>>>>>> > > >>
>>>>>>> > > >>Bir pastanın üç otuz paraya satıldığı günlerde 10
>>>>>>>yaşında bir çocuk
>>>>>>> > > >>pastaneye girdi. Garson kız hemen koştu... Çocuk sordu:
>>>>>>> > > >>"Çikolatalı pasta kaç para ?"
>>>>>>> > > >>"50 Cent."
>>>>>>> > > >>
>>>>>>> > > >>Çocuk cebinden çıkardığı bozukları saydı. Bir daha
>>>>>>>sordu:
>>>>>>> > > >>"Peki, Dondurma Ne Kadar ?"
>>>>>>> > >
>>>>>>> >>"35 Cent." dedi garson kız, sabırsızlıkla. Dükkanda yığınla
>>>>>>>müşteri vardı
>>>>>>> > > >>ve kız hepsine tek başına koşuşturuyordu. Bu çocukla
>>>>>>>daha ne kadar vakit
>>>>>>> > > >>geçirebilirdi ki...
>>>>>>> > > >>Çocuk parasını bir daha saydı ve
>>>>>>> > > >>"Bir dondurma alabilir miyim, lütfen ?" dedi.
>>>>>>> > > >>Kız dondurmayı getirdi. Fişi tabağın kenarına koydu ve
>>>>>>> > > >>öteki masaya koştu. Çocuk dondurmasını bitirdi. Fişi
>>>>>>>kasaya ödedi. Garson
>>>>>>> > > >>kız masayı temizlemek üzere geldiğinde, gözleri doldu,
>>>>>>>birden. Masayı
>>>>>>> > > >>sanki akan gözyaşları temizleyecekti. Boş dondurma
>>>>>>>tabağının yanında
>>>>>>> > > >>çocuğun bıraktığı 15 Cent'lik bahşiş duruyordu..
>>>>>>> > > >>
>>>>>>> > > >>
>>>>>>> > > >>Dördüncü Ders :
>>>>>>> > > >>
>>>>>>> > >
>>>>>>> >>Yolumuzdaki Engeller...
>>>>>>> > > >>
>>>>>>> > > >>Eski zamanlarda bir kral, saraya gelen yolun üzerine
>>>>>>>kocaman bir kaya
>>>>>>> > > >>koydurmuş, kendisi de pencereye oturmuştu. Bakalım
>>>>>>>neler olacak diye
>>>>>>> > > >>gözlüyor... Ülkenin en zengin tüccarları, en güçlü
>>>>>>>kervancıları, saray
>>>>>>> > > >>görevlileri birer birer geldiler, sabahtan öğlene
>>>>>>>kadar. Hepsi kayanın
>>>>>>> > > >>etrafından dolasıp saraya girdiler. Pek çogu kralı
>>>>>>>yüksek sesle eleştirdi.
>>>>>>> > > >>Halkından bu kadar vergi alıyor, ama yolları temiz
>>>>>>>tutamıyordu.
>>>>>>> > > >>Sonunda bir köylü çıkageldi. Saraya meyve ve sebze
>>>>>>>getiriyordu. Sırtındaki
>>>>>>> > > >>küfeyi yere indirdi, iki eli ile kayaya sarıldı ve
>>>>>>>ıkına sıkına itmeye
>>>>>>> > > >>başladı. Kan ter içinde kaldı ama, sonunda, kayayı da
>>>>>>>yolun
>>>>>>>kenarına
>>>>>>> > > >>çekti. Tam küfesini yeniden sırtına almak üzereydi ki,
>>>>>>>kayanın eski
>>>>>>> > > >>yerinde bir kesenin durduğunu gördü.
>>>>>>> > > >>Açtı... Kese altın doluydu. Bir de kralın notu vardı
>>>>>>>içinde...
>>>>>>> > > >>"Bu altınlar kayayı yoldan çeken kişiye aittir."
>>>>>>>diyordu kral.
>>>>>>> > > >>Köylü, bügün dahi pek çoğumuzun farkında olmadığı bir
>>>>>>>ders almıştı. "Her
>>>>>>> > > >>engel, yaşam koşullarınızı daha iyileştirecek bir
>>>>>>>fırsattır."
>>>>>>> > > >>
>>>>>>> > > >>
>>>>>>> > > >>Beşinci Ders :
>>>>>>> > > >>
>>>>>>> > > >>Önemli Olan Vermektir..
>>>>>>> > > >>
>>>>>>> > > >>Yıllar önce hastanede çalışırken, ağır hasta bir kız
>>>>>>>getirdiler. Tek yaşam
>>>>>>> > > >>şansı, beş yaşındaki kardeşinden acil kan nakli idi.
>>>>>>>Küçük oğlan aynı
>>>>>>> > >
>>>>>>> >>hastalıktan mucizevi bir şekilde kurtulmuş ve kanında o
>>>>>>>hastalığın
>>>>>>> > > >>mikroplarını yok eden antikorlar oluşmuştu. Doktor
>>>>>>>durumu beş yaşındaki
>>>>>>> > > >>oğlana anlattı ve ablasına kan verip vermeyeceğini
>>>>>>>sordu. Küçük çocuk bir
>>>>>>> > > >>an duraksadı. Sonra derin bir nefes aldı ve
>>>>>>> > > >>"Eğer kurtulacaksa, veririm kanımı" dedi.
>>>>>>> > > >>Kan nakli yapılırken, ablasının gözlerinin içcine
>>>>>>>bakıyor ve gülümsüyordu.
>>>>>>> > > >>Kızın yanaklarına yeniden renk gelmeye başlamıştı, ama
>>>>>>>küçük çocuğun yüzü
>>>>>>> > > >>de giderek soluyordu...
>>>>>>> > > >>Gülümsemesi de yok oldu. Titreyen bir sesle doktora
>>>>>>>sordu :
>>>>>>> > > >>"Hemen mi öleceğim ?"
>>>>>>> > > >>Ufaklık, doktoru yanlış anlamıştı, ablasına vücudundaki
>>>>>>> > > >>bütün kanı verip, öleceğini düşünüyordu.

_________________
Ne beyan-ı hale cür’et, ne figana takatim var
Ne reca-yı vasla gayret, ne firaka kudretim var...

***
bir akşam üstü yanımız da kimsecikler olmaz;
ya da olması gerekenler yanımızdakiler değildir !!!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://yurekseferi.forumzen.com
 
*BEŞ ÖNEMLİ DERS*
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Simli Resim Yapımı

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
YÜREK SEFERİM :: YÜREK SEFERİME HOŞ GELDİNİZ... :: HAYATA DAİR NOTLAR :: SERBEST KÜRSÜ-
Buraya geçin: