YÜREK SEFERİM

Kim demiş ki gül yaşar diken himayesinde, dikenin itibarı ancak gül sayesinde...
 
AnasayfaPortalliGaleriTakvimSSSAramaKayıt OlÜye ListesiKullanıcı GruplarıGiriş yap

Paylaş | 
 

 Buzdolabı suratın dondurduğu umutlar

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
SıZıM
Site Yöneticisi
Site Yöneticisi
avatar

Mesaj Sayısı : 1538
Yaş : 112
Kayıt tarihi : 07/11/06

MesajKonu: Buzdolabı suratın dondurduğu umutlar   03.11.07 2:50

Buzdolabı suratın dondurduğu umutlar

Misafir tarafından Pzt, 2006-10-16 06:19 tarihinde gönderildi.

Merhabalar
Ben 31 yaşında 13 yıllık evli iki çocuk annesi bi ev hanımıyım.lise bittiği yıl yaz tatilinde nişanlandım 18 yaşındada evlendim. daha önce hiç flörtüm olmadı,kimseyle çıkmadım. hiç kimsenin gözüne gözüm değmedi. ilk eşimle gözgöze geldim. ben her şeyi eşimle yaşamak istemiştim.

Ben evliliğe beyin olarak hazırdım aslında. islama göre evlilikte kadının vazifelerini biliyordum,kitaplar okumuştum.ama maalesef henüz doğru seçim yapma olgunluğuna erişmemişim ki yanlış kişiyi eş olarak seçtim.Allah insanaların karşısına yollar çıkarıyo ama maalesef biz kullar irademizle yanlış seçimler yaparak bütün bi ömür acı çekiyoruz.
Nişanlıyken fazla görüşemedik o başka bir ilde çalışıyordu.bana direk evlilik teklifiyle gelince beni sevdiğini sanmıştım. o 24 yaşındaydı ailesi artık evlilik zamanının geldiğini söylemiş ve bir eş seçmesi konusunda baskı yapmış.oda en uygun beni bulmuş ve beni istemiş. sevgi veya herhangi bi duygu olmadan. tabi bunları anlamam yıllar sonra oldu.
Evlilik henüz bir haftalıkken onun çalıştığı ile gittik. ilk defa ailemden memleketimden ayrılmıştım. onun aileside yanımızda yoktu.hiç tanımadığınız bir şehir ve hiç tanımadığınız insanlar.tek varlığınız eşiniz.ama maalesef oda buz gibi soğuk.her hafta sonu beni evde bırakır sabah evden çıkar akşama kadar gezerdi. ben dört duvar arasında tek başıma onu beklerdim. akşama kadar camın önünde. ona yalvarırdım ne olur benide götür diye ama kale almazdı.
3 aylık evliyken ailesi sormaya başladı bebek varmı diye.ben istemiyordum 1 -2 yıl ama o tutturdu bebek olsun diye ve ben hamile kaldım.19 yaşında anne oldum.bu sefer yalnız değildim bebeğim vardı. yine aynı şeyler devam etti.ben oğlumla evde otururken o gezdi.sevgi ilgi
duyarlılık göremedik ne oğlum ne ben.5 yıl böyle geçti,istediği gibi gezdi.

Eve geldiğinde hoş geldin deyince yüzünü yerden kaldırmadan dilinin ucuyla bir hoş bulduk direk mutfağa gider ne yemek pişirdim bakardı. yemeğini yer,tv nin karşısına geçer film yada maçını izler sonrada kanepede uyuya kalırdı.bunu yıllarca yaptı.yemeği yerken eline sağlık demek yerine düşünür bir kusur varsa onu dile getirirdi.ben artık dayanamıyordum ona ne yemek yapmak istiyordum nede başka bişey.hayatım bomboş geliyordu.yaşayan bir ölü gibiydim. sadece nefes aldığım için yaşıyordum. hiç konuşmuyordu saatlerce tv izliyordu. ne bir tatlı hitap ne bir tatlı söz, buzdolabı gibiydi.
Yıllarca neden Allah ım dedim.ne günahım vardı neden bunları yaşıyorum sadece mutlu olmak istemiştim. sevilmek istemiştim. eşimden ne bir eşya ne bir takı hiç bişey istemedim.sadece ve sadece beni sevmesini istedim. o beni sevmeden evlenmişti çünkü.sanki yerine getirilmesi gereken bi görevdi evlenip çocuk sahibi olmak.oda bunu yerine getirdi ve hayatına eski hayatına kaldığı yerden devam etti.
Aileler erkek çocuklarını evlilik olgunluğuna gelmeden neden evlilik için baskı yapıyorlarki.neden bi insanın hayatını karartıyorlar.
2 yıl öncesine kadar böyle bir hayatım vardi. taki netle tanışana kadar. Bir sohbet odasında bir beyle tanıştık. islami bi serverdi. sürekli görüşemeye başladık.başta dini konularda sohbet ediyorduk.sonra o eşimin nasıl chat yapmama izin verebildiği ile ilgili sık sık sorular sormaya başladı. sonra sohbetler kişiselleşmeye başladı.yaşadıklarımı onunla paylaştım,dert ortağım oldu. 1 yıl sadece yazıştık, 2.yıl görüntülü ve sesli görüşmeye başladık. birlikte öyle çok zaman geçirdikki, sanki evden biri gibiydi benim için.paylaşmak insanları birbirine yakınlaştırıyormuş.evdeki o suskunluk ve bitmeyen sessizlikde, o bana bir ses olmuştu ve can kulağı ile dinleyen bir kulak.
Artık mutluydum yüzüm gülüyordu, sürekli. çocuklar bile farkındaydı. eski benle yenisi arasında dağlar kadar fark vardı. eskiden bana bacı derdi, sonra hitaplar değişmeye başladı. ben onda sevgiyi sevdim. sevgi ruhun dirilişiymiş. bu sevgi kardeş sevgisi olsun yada başka bisevgi fark etmiyo yeterki sevildiğinizi hissedin. önemli olan bu bu insanı hayata bağlıyor. inançlı bir insan böyle düşünmemeli belki. Allah sevgisi yetmeli, ama insanlar destek istiyor. görüştüğüm insan da evliydi. eşi ve çocukları vardı.ben böyle mutluyken bencilce onları unutmuştum. bir gün eşiyle tanıştık msn de. Çok tatlı bi insandı.onunla yüzyüze geldiğimiz zaman kendimden nefret ettim öyle utandım ki. o uyurken ben onun eşiyle msn de yazışıyordum.
O kadının zamanından çalıyordum.eşi zaten sürekli pc başında olmasından şikayetçiydi. sabrediyorum ama bir gün patlayacağım dedi. benimde aklım başıma geldi. 2 yıllık bi gecikmeyle. görüşmeyi kesmek istedim ,karşı taraf vefasızlıkla suçladı az bi zaman daha sürdü. sonra tamamen bitti. Zaten bitmesi gerekiyordu, bir erkekle bi bayan ın kardeş arkadaş kalması çok zor,araya şeytan mutlaka giriyo.
Bi süre boşlukta kaldım,üzüldüm ama geçti çok şükür arada aklıma geliyor. Artık sadece çocuklarla yetinmeyi öğrenmem lazım bunu biliyorum..


_________________
Ne beyan-ı hale cür’et, ne figana takatim var
Ne reca-yı vasla gayret, ne firaka kudretim var...

***
bir akşam üstü yanımız da kimsecikler olmaz;
ya da olması gerekenler yanımızdakiler değildir !!!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://yurekseferi.forumzen.com
 
Buzdolabı suratın dondurduğu umutlar
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
YÜREK SEFERİM :: YÜREK SEFERİME HOŞ GELDİNİZ... :: HAYATA DAİR NOTLAR :: SERBEST KÜRSÜ-
Buraya geçin: