YÜREK SEFERİM

Kim demiş ki gül yaşar diken himayesinde, dikenin itibarı ancak gül sayesinde...
 
AnasayfaPortalliGaleriTakvimSSSAramaKayıt OlÜye ListesiKullanıcı GruplarıGiriş yap

Paylaş | 
 

 Bu mektup sana sevdiğim...

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
SıZıM
Site Yöneticisi
Site Yöneticisi
avatar

Mesaj Sayısı : 1538
Yaş : 112
Kayıt tarihi : 07/11/06

MesajKonu: Bu mektup sana sevdiğim...   05.11.07 13:03

Bu mektup sana sevdiğim...


Bu mektup, başta on iki şehide, on iki yiğide, onların acılı ailelerine ve bu acıyı yüreğinde duyan herkese ithaf edilmiştir.


Gülnihal,
Benim yetim sevdamın dışında nice ulvi sevdalar da vardı biliyordum. Bayrağa sevdalanmak, bayrağına ayına ve yıldızına sevdalanmak, bu vatana sevdalanmak gibi… Bu toprakların bir tek çakıltaşına vurgun olmak gibi. O bir çakıltaşının ele verilmesine, bırakılmasına gönlü razı olmamak bir yana, derelerin denize taşıdığı çakıltaşlarını bile kıskananlar vardı. Onlar kimler mi diye bana sorma… Onlar Mehmetçikler… Bu ülkeye sevdalanan herkes. Benim seni düşlediğim gecelerde onlar en sarp dağlardan o ulvi sevdanın esiri olup her taşın altına arayan yiğitler, fidanlar… Bu sevdaya tutkun olanlar hain pusulara, kahpe tuzaklara düşen, toprağın altına gizlenen mayınlara basan Mehmetçiklerimiz…

Gülnihal,

Böyle sevda erleri var iken benim sana yazdığım sevda mektuplarım önemsiz kalıyor… Aslında önemini de yitiriyor… Sevda dediğim vakit aklıma hemen bayrak geliyor. O ayın ve yıldızın remzinde toprağa düşenler geliyor. Onları bu topraklara düşmeye razı eden mefkure ve bunu gönülden yapanlar geliyor… İşte o zaman kendi sevdamdan utanıyorum. O engin denizlerde bin bir tehlikeyle boğuşanlar aklıma gelince, benim bir akvaryum balığına benzeyen sevdama bir balyoz indirip su dolu o camı kırasım geliyor...

Gülnihal,

Bunca yazdığım sevda mektuplarında bak hala hangi sevdadan bahsediyorum. En güzeli bu ulvi sevdaların gölgesinde yaşanan sevdalarmış. Bunu biliyordum. İnan ki yürekten biliyordum. Bildiğim için sana mektuplar yazdım. Karınca kararınca kitaplar yazdım. O kitaplarda işte bu sevdalara tutkun erleri, yiğitleri, kahramanları anlattım Gülnihal… Gönlüm rahat. Sana yazdığım topu topu on mektubun yanında ben binlerce sayfa yazmışım onlar için hem de on binlerce sayfa... O sayfalara göz nuru dökmüşüm, gönlümü vermişim. Pek cüretkâr davranmışım, bu konuda pek çok kalem üstadının at oynatmadığı meydanlara deli divâne dalmışım. Kah vurmuş kah vurulmuşum… Bazen küçümsenmiş bazen de hamasi davranmakla itham edilmişim.

Gülnihal, ben o sevda erlerini, yiğitleri, uçbeyleri için elimden geleni yaptım… Tıpkı senin sevdan da olduğu gibi…

Gülnihal,

Sevda yangınlarında en kötü şey nedir bilir misin? Kül olmak. Küllenmek… O yangınların köze dönmesi ve bir rüzgârla savrulmasıdır. Sevda dediğin her an yüreğinde yanmalıdır. O sevda sen toprak olduğunda ancak sönmelidir. Üzerine dokuz tahta dizip toprak attıklarında ya da bu sevdalara kan sıçratmak isteyen, mermi sıkmak isteyen bomba atmak ve mayın koymak isteyenlere, can ile karşı koyduğunda bu sevda biter Gülnihal. Ama tenin toprak olur yine de sevdan değil…

Sorarım Gülnihal binlerce yıllık tarihi olan, devlet kurup devlet yıkan, bir çağ açıp bir çağ kapayan, zor da kaldığında bir Gazi Osmanpaşa gibi bir Şükrü Paşa gibi kalesini ele geçirilmez hale getiren kartalların, Yahya Çavuşların, Seyit Onbaşıların, Mahmut Sabrilerin, Şahin Beylerin, Nene Hatunların, Karayılanların, Karboğazlı Haticelerin, Şerife Bacıların, Mehmet Kâmillerin, Mustafa Kemallerin sevdası unutulur mu? Vatan diye yoğrulan bu topraklarda nefes alan, yaşayan, suyunu içen, ekmeğini yiyenler unutur mu bu sevdaları…

Bu bayrak altında ve bu sınırlarda yaşayanlar inancı ve fikri ne olursa olsun kardeşimizdir Gülnihal. Binlerce yıldır omuz omuza yaşamışızdır. Bir kültürü, bir geleneği, bir harsı beraber yoğurmuşuzdur. Ekmek tuz hakkımız vardır. Kardeşlik hakkımız vardır. Böyle başka bir örnek yoktur. Bu örneği ancak gönlü ve gözü sevgi ile dolan, merhamet ile bakanlar gerçekleştirebilir. Onların yüreği de pektir ha… Gözü de karadır ha. Yumruğu serttir, kılıcı çeliktendir ha…

Gülnihal,

Unutanlar gafletten ve hıyanetten unutur. Zaten onlara diyecek sözümüz, onlarla içecek suyumuz, bölüşeceğimiz ekmeğimiz yok. Olmaz da… Küresel bilmem ne diyerek her ulvi duygumuzu törpüleyen, milli değerlerimize tırpan atan, bu güzide vatan için bin bir hesap içinde olan içte ve dışta kuzgunlar, akbabalar olabilir. Tarihte olmuş bundan sonra da olacaktır. Ama gaflet olmamalı, unutkanlık olmamalı Gülnihal…

Gülnihal,

Yılgın değiliz. Acılıyız sadece. Acılarımızı paylaşarak en aza indirgeyebiliriz. Öyle de yapıyoruz zaten… Sevinçlerimizi de birleşerek arttırabiliriz, meydanlardaki bayraklar gibi… Ümitliyiz. Sakin olmaya çalışıyoruz. Ama öfkeliyiz. Öfkemiz unutan birkaç aşiret kuklası, geçmişe bir bakıversinler… Aslanla, kedi pazarlığı yapanlar kendilerinin ne olduğunu iyi anlamalıdırlar…

Gülnihal,

Biz gerektiğinde kavga ederiz. Gözümüz karadır bizim. Hele vatan söz konusu ise gerisi teferruattır diyenlerdeniz… Ama bizler sevda erleriyiz Gülnihal. Gönül erleriyiz. Mevlâ’nın, Yunus Emre’nin, Hacı Bektaş Veli’nin, Hacı Bayram Veli’nin, Ahmet Yesevi’nin o sevdasının izini sürenlerdeniz… Severiz, seviliriz. Lâkin bu sevdamızı, miskinlik, pasiflik, korkaklık ve ümitsizlik olarak bilenlere hışmımız da pek büyük olur…

Gülnihal,

Malazgirt bir sevdadır… Yürektir. Niğbolu, Mohaç, Kosova sevdadır… Trablusgarp, Urumeli, Kumanova, Batı Trakya, Kut’ül Emare, Sarıkamış, Çanakkale, Sakarya, Dumlupınar, Kocatepe, Kıbrıs birer sevdadır… Hem de kara sevdadır… Sevda meydanıdır. Hani geçmişini unutanlara, unutturmak isteyenlere, bizi mankurtlaştırmak isteyenlere, bir hatırlatıvereyim, dedim de…

Unutmak en büyük ihanettir Gülnihal. Şehitler ve sevdalar unutulmaz… Onları unutanlar da çok çabuk unutulur Gülnihal… Tıpkı tarihte olduğu gibi…
Topu topu iki yüz yıllık bir sömürge tarihi olanlar, iki bin yıllık tarihin yazıldığı kitapların okumasını henüz bitirememişlerdir. Bugünkü cesaretleri o yüzdendir… Zira dediğim gibi cahiller çok cesur olur…
Günümüzde onlardan o kadar çok var ki Gülnihal…

Tekrar edeyim,
Vatanın söz konusu olduğu zaman her şey ama her şey teferruattır Gülnihal… Bu böyle biline ve kulaklara küpe oluna Gülnihal…


Ismail BİLGİN

_________________
Ne beyan-ı hale cür’et, ne figana takatim var
Ne reca-yı vasla gayret, ne firaka kudretim var...

***
bir akşam üstü yanımız da kimsecikler olmaz;
ya da olması gerekenler yanımızdakiler değildir !!!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://yurekseferi.forumzen.com
 
Bu mektup sana sevdiğim...
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Justin in My World 2.0 da en sevdiği şarkı
» sana gül bahçesi vadetmedim
» Anadan Oğula Mektup
» RUHUM SANA AŞIK SANA HAYRAN EFENDİM
» duygulu mektuplar

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
YÜREK SEFERİM :: YÜREK SEFERİME HOŞ GELDİNİZ... :: HAYATA DAİR NOTLAR :: SERBEST KÜRSÜ-
Buraya geçin: