YÜREK SEFERİM

Kim demiş ki gül yaşar diken himayesinde, dikenin itibarı ancak gül sayesinde...
 
AnasayfaPortalliGaleriTakvimSSSAramaKayıt OlÜye ListesiKullanıcı GruplarıGiriş yap

Paylaş | 
 

 23-Mü`minun Suresi

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
SıZıM
Site Yöneticisi
Site Yöneticisi
avatar

Mesaj Sayısı : 1538
Yaş : 112
Kayıt tarihi : 07/11/06

MesajKonu: 23-Mü`minun Suresi   05.11.07 20:58

Mü`minun Suresi

MÜ'MİNUN 1 - Gerçekten müminler kurtuluşa ermiştir,

MÜ'MİNUN 2 - Onlar ki, namazlarında huşû içindedirler,

MÜ'MİNUN 3 - Onlar ki, boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler,

MÜ'MİNUN 4 - Onlar ki, zekat (vazifelerini) yerine getirirler,

MÜ'MİNUN 5 - Ve onlar ki, iffetlerini korurlar,

MÜ'MİNUN 6 - Ancak eşleri ve ellerinin sahip olduğu (cariyeleri) hariç. (Bunlarla ilişkilerinden dolayı) kınanmış değillerdir.

MÜ'MİNUN 7 - Şu halde, kim bunun ötesine gitmeyi isterse, işte bunlar , haddi aşan kimselerdir.

MÜ'MİNUN 8 - Yine onlar ki, emanetlerine ve ahidlerine riayet ederler,

MÜ'MİNUN 9 - Ve onlar ki, namazlarını muhafaza ederler,

MÜ'MİNUN 10 - İşte asıl onlar varislerdir.

MÜ'MİNUN 11 - Ki, Firdevs'e varis olan bu kimseler orada ebedî kalırlar.

MÜ'MİNUN 12 - And olsun biz insanı, çamurdan, bir sülâleden (süzülüp çıkarılmış çamurdan) yarattık.

MÜ'MİNUN 13 - Sonra onu emin ve sağlam bir karargahta (rahimde) nutfe (sperma) haline getirdik.

MÜ'MİNUN 14 - Sonra nutfeyi bir alaka (embrio) yarattık, derken o alakayı bir mudga (bir çiğnem et parçası halinde) yarattık, derken o mudgayı bir takım kemik yarattık, derken o kemiklere bir et giydirdik, sonra onu diğer bir yaratık olarak teşekkül ettirdik. Yapıp yaratanların en güzeli olan Allah, pek yücedir.

MÜ'MİNUN 15 - Sonra siz bunun ardından, muhakkak ki öleceksiniz.

MÜ'MİNUN 16 - Sonra da siz, şüphesiz, kıyamet gününde tekrar diriltileceksiniz.

MÜ'MİNUN 17 - Andolsun biz, sizin üstünüzde yedi yol yarattık. Biz, yaratmaktan habersiz değiliz.

MÜ'MİNUN 18 - Gökten uygun bir ölçüde yağmur indirip onu yerde durgunlaştırdık. Bizim onu gidermeye de elbet gücümüz yeter.

MÜ'MİNUN 19 - Böylece onun (yağmurun) sayesinde sizin yararınıza hurma bahçeleri ve üzüm bağları meydana getirdik ki, bunlarda sizin için bir çok meyveler vardır ve siz onlardan yersiniz.

MÜ'MİNUN 20 - Tûr-ı Sinâ'da (dahi) yetişen bir ağaç da meydana getirdik ki, bu ağaç, hem yağ, hem de yiyenlerin ekmeğine katık edecekleri (zeytin) verir.

MÜ'MİNUN 21 - Hayvanlarda da sizin için elbette ibretler vardır. Onların karınlarındakilerden size içiririz. Onlarda sizin için birtakım faydalar daha vardır; ayrıca etlerini yersiniz.

MÜ'MİNUN 22 - Hem onlara ve hem gemiye yüklenirsiniz.

MÜ'MİNUN 23 - And olsun biz, Nûh'u kavmine gönderdik. "Ey kavmim dedi, Allah'a kulluk edin. O'ndan başka tanrınız yoktur. Hâlâ sakınmaz mısınız?"

MÜ'MİNUN 24 - Bunun üzerine, kavminin içinden kâfir kodaman topluluğu "Bu, dediler, tıpkı sizin gibi bir beşer olmaktan başka bir şey değildir. Size üstün ve hakim olmak istiyor. Eğer Allah (peygamber göndermek) isteseydi, muhakkak ki bir melek gönderirdi. Biz geçmişteki atalarımızdan böyle bir şey duymadık."

MÜ'MİNUN 25 - "Bu, yalnızca kendisinde delilik bulunan bir kimsedir. Öyle ise, bir süreye kadar ona katlanıp (durumu) gözetleyin bakalım."

MÜ'MİNUN 26 - Nuh: "Rabbim! dedi, beni yalana çıkarmalarına karşı bana yardım et!"

MÜ'MİNUN 27 - Bunun üzerine ona şöyle vahyettik: Bizim nezaretimiz altında ve vahyimizle gemiyi yap. Bizim emrimiz gelip de tandır kaynayınca, her cinsten eşler halinde iki tane ve bir de içlerinden, daha önce kendisi aleyhinde hüküm verilmiş olanların dışındaki aileni gemiye al. Zulmetmiş olanlar konusunda bana hiç yalvarma! Zira onlar kesinlikle boğulacaklardır!

MÜ'MİNUN 28 - Sen, yanındakilerle beraber gemiye yerleştiğinde: "Bizi zalimler topluluğundan kurtaran Allah'a hamdolsun" de.

MÜ'MİNUN 29 - Ve de ki: "Rabbim! Beni mübarek bir yere indir. Sen, konuklatanların en hayırlısısın."

MÜ'MİNUN 30 - Şüphesiz bunda sizin için birtakım ibretler vardır. Çünkü biz, kullarımızı böyle denemişizdir.

MÜ'MİNUN 31 - Sonra onların ardından bir başka nesil getirdik.

MÜ'MİNUN 32 - Bunun üzerine, onlar arasından kendilerine, "Allah'a kulluk edin; çünkü sizin O'ndan başka bir tanrınız yoktur. Hâlâ Allah'tan korkmaz mısınız? (mesajını ileten) bir resul gönderdik.

MÜ'MİNUN 33 - Onun kavminden, kâfir olup ahirete ulaşmayı yalanlayan ve dünya hayatında kendilerine refah verdiğimiz kodaman güruh dedi ki: "Bu dediler, sadece sizin gibi bir insandır; sizin yediğinizden yer, sizin içtiğinizden içer."

MÜ'MİNUN 34 - "Gerçekten, tıpkı kendiniz gibi bir beşere itaat ederseniz herhalde ziyan edersiniz."

MÜ'MİNUN 35 - "Size, öldüğünüz, toprak ve kemik yığını haline geldiğinizde, mutlak surette sizin (tekrar) meydana çıkarılacağınızı mı vaad ediyor?"

MÜ'MİNUN 36 - "Heyhât o size vaad edilen şey ne kadar uzak!"

MÜ'MİNUN 37 - "Dünya hayatından başka gerçek yoktur. (Kimimiz) ölürüz, (kimimiz) yaşarız; bir daha diriltilecek değiliz."

MÜ'MİNUN 38 - "Bu adam, sadece Allah hakkında yalan uyduran bir kimsedir; biz ona inanmıyoruz."

MÜ'MİNUN 39 - O Peygamber: "Rabbim, dedi, beni yalanlamalarına karşı bana yardımcı ol!"

MÜ'MİNUN 40 - Allah şöyle buyurdu: "Pek yakında onlar pişman olacaklar!"

MÜ'MİNUN 41 - Nitekim, Hak tarafından korkuç bir ses yakalayıverdi onları! Kendilerini hemen çepeçevre kuşattık. Zalimler topluluğunun canı cehenneme!

MÜ'MİNUN 42 - Sonra onların ardından bir başka nesil getirdik.

MÜ'MİNUN 43 - Hiçbir ümmet, ecelini ne öne alabilir, ne de erteleyebilir.

MÜ'MİNUN 44 - Sonra biz peyderpey peygamberlerimizi gönderdik. Herhangi bir ümmete peygamberlerinin geldiği her defasında, onlar bu peygamberi yalanladılar; biz de onları birbiri ardından (yokluğa) yuvarladık ve onları efsâne yaptık. Artık iman etmeyen kavmin canı cehenneme!

MÜ'MİNUN 45 - Sonra birtakım âyetlerimiz ve açık bir ferman ile Musa'yı ve kardeşi Harun'u gönderdik.

MÜ'MİNUN 46 - Firavun'a ve ileri gelenlerine de (gönderdik). Bunun üzerine onlar kibire kapıldılar ve ululuk taslayan zorba bir kavim oldular.

MÜ'MİNUN 47 - Onun için: Biz, dediler, "kavimleri bize kölelik ederken bizim benzerimiz olan bu iki adama inanacak mıyız?"

MÜ'MİNUN 48 - Böylece onları yalanladılar, bu yüzden de helâk edilenlerden oldular.

MÜ'MİNUN 49 - Andolsun biz Musa'ya belki onlar yola gelirler diye, o kitabı da verdik.

MÜ'MİNUN 50 - Meryemoğlunu ve annesini de (kudretimize) bir alâmet kıldık; onları, yerleşmeye elverişli, sulu bir tepeye yerleştirdik.

MÜ'MİNUN 51 - Ey peygamberler! Temiz ve helal olan şeylerden yiyin; güzel amel ve hareketlerde bulunun. Çünkü ben sizin yaptıklarınızı bilirim.

MÜ'MİNUN 52 - "Ve işte bu sizin ümmetiniz bir tek ümmet ve ben de sizin Rabbinizim. Öyle ise benden sakının." (denildi).

MÜ'MİNUN 53 - Derken insanlar kendi aralarındaki işlerini parça parça böldüler. Her grup, kendinde bulunan ile sevinip böbürlendi.

MÜ'MİNUN 54 - Sen şimdi onları bir zamana kadar gaflet ve sapıklıkları ile başbaşa bırak!

MÜ'MİNUN 55 - Sanıyorlar mı ki, onlara verdiğimiz servet ve oğullar ile,

MÜ'MİNUN 56 - Kendilerine faydalar sağlamak için can atıyoruz. Hayır, onlar işin farkına varamıyorlar.

MÜ'MİNUN 57 - Rablerine olan saygıdan dolayı titreyenler,

MÜ'MİNUN 58 - Rablerinin âyetlerine inananlar,

MÜ'MİNUN 59 - Rablerine ortak tanımayanlar,

MÜ'MİNUN 60 - Ve, Rablerine dönecekleri için yapmakta oldukları işleri kalpleri titreyerek yapanlar;

MÜ'MİNUN 61 - İşte onlar, iyiliklere koşuşurlar ve iyilik için yarışırlar.

MÜ'MİNUN 62 - Biz hiç kimseyi, gücünün yettiğinden başkası ile yükümlü kılmayız. Nezdimizde hakkı söyleyen bir kitap vardır ve onlar haksızlığa uğratılmazlar.

MÜ'MİNUN 63 - Hayır, onların kalpleri bu hususta cehalet içindedir. Ayrıca onların bundan öte birtakım kötü işleri vardır ki, onlar bu işleri yapar dururlar.

MÜ'MİNUN 64 - Nihayet, refah ve bolluk içinde olanlarını sıkıntıya uğrattığımızda, bakarsın ki onlar feryadı basarlar.

MÜ'MİNUN 65 - Boşuna feryad etmeyin bugün! Zira bizden yardım göremeyeceksiniz.

MÜ'MİNUN 66 - Çünkü âyetlerimiz size okunurdu da, buna karşı siz arkanızı dönerdiniz.

MÜ'MİNUN 67 - Kafa tutardınız ve geceleyin hezeyanlar savururdunuz.

MÜ'MİNUN 68 - Onlar bu sözü (Kur'ân'ı) hiç düşünmediler mi? Yoksa kendilerine, daha önce geçmişteki atalarına gelmeyen bir şey mi geldi?

MÜ'MİNUN 69 - Yoksa peygamberlerini tanımadılar da bu yüzden mi onu inkâr ediyorlar?

MÜ'MİNUN 70 - Yoksa onda bir delilik olduğunu mu söylüyorlar? Aksine o, kendilerine hakkı getirmiştir. Halbuki onlar haktan hoşlanmamaktadırlar.

MÜ'MİNUN 71 - Eğer hak, onların kötü arzu ve isteklerine uysaydı, mutlaka gökler ve yer ile bunlarda bulunan kimseler bozulur giderdi. Hayır, biz onlara şan ve şereflerini getirdik; fakat onlar kendi şereflerine sırt çevirirler.

MÜ'MİNUN 72 - (Resulüm!) Yoksa sen onlardan bir haraç mı istiyorsun? Rabbinin vergisi daha hayırlıdır. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.

MÜ'MİNUN 73 - Gerçek şu ki sen onları doğru bir yola çağırıyorsun.

MÜ'MİNUN 74 - Fakat ahirete inanmayanlar ise, ısrarla yoldan çıkmaktadırlar.

MÜ'MİNUN 75 - Eğer onlara acıyıp da için de bulundukları sıkıntıyı giderseydik, iyice körleşerek azgınlıklarında büsbütün direnirlerdi.

MÜ'MİNUN 76 - Andolsun, biz onları sıkıntıya düşürdük de yine Rablerine boyun eğmediler, tazarru' ve niyazda da bulunmadılar.

MÜ'MİNUN 77 - Nihayet üzerlerine, azabı çok şiddetli bir kapı açtığımız zaman, bir de bakarsın ki onlar orada şaşkın ve ümitsiz kalmışlardır!

MÜ'MİNUN 78 - Halbuki sizin için o kulağı, o gözleri ve o gönülleri yaratan O'dur. Ne de az şükrediyorsunuz!

MÜ'MİNUN 79 - Ve sizi yeryüzünde yaratıp türeden O'dur. Sırf O'nun huzuruna toplanacaksınız.

MÜ'MİNUN 80 - Ve O, yaşatan ve öldürendir; gecenin ve gündüzün değişmesi O'nun eseridir. Hâlâ aklınızı kullanmaz mısınız?

MÜ'MİNUN 81 - Hayır, öncekilerin söylediklerinin benzerini söylediler.

MÜ'MİNUN 82 - Dediler ki: "Sahi biz, ölüp de bir toprak ve kemik yığını haline gelmişken, mutlaka yeniden diriltileceğiz öyle mi?"

MÜ'MİNUN 83 - "Yemin ederiz ki, gerek bize, gerekse daha önce atalarımıza böyle bir vaadde bulunuldu; (fakat) bu geçmiştekilerin masallarından başka bir şey değildir!"

MÜ'MİNUN 84 - (Resulüm!) de ki: "Eğer biliyorsanız (söyleyin bakalım), bu dünya ve onda bulunanlar kime aittir?"

MÜ'MİNUN 85 - "Allah'a aittir" diyecekler. "Öyle ise siz hiç düşünüp taşınmaz mısınız?" de.

MÜ'MİNUN 86 - "Yedi kat göklerin Rabbi, azametli Arş'ın Rabbi kimdir?" diye sor.

MÜ'MİNUN 87 - "(Onlar da) Allah'ındır." diyecekler. "Şu halde siz Allah'tan korkmaz mısınız?" de.

MÜ'MİNUN 88 - "Eğer biliyorsanız (söyleyin), her şeyin melekûtu (mülkiyeti ve yönetimi) kendisinin elinde olan, kendisi her şeyi koruyup kollayan; fakat kendisi korunmayan (buna muhtaç olmayan) kimdir?" diye sor.

MÜ'MİNUN 89 - "(Bunlar da) Allah'ındır." diyecekler. "Öyle ise nasıl olur da büyülenirsiniz?" de.

MÜ'MİNUN 90 - Doğrusu biz onlara hakkı getirdik; onlar ise cidden yalancıdırlar.

MÜ'MİNUN 91 - Allah evlat edinmemiştir; O'nunla beraber hiçbir ilâh da yoktur. Aksi takdirde her ilâh kendi yarattığını sevk ve idare eder ve bir gün mutlaka onlardan biri diğerine galip gelirdi. Allah, onların yakıştırdıkları şeylerden münezzehtir.

MÜ'MİNUN 92 - Allah, gaybı da, açık olanı da bilir. O, müşriklerin ortak koştukları şeylerden çok yüce ve münezzehtir.

MÜ'MİNUN 93 - (Resulüm!) De ki: Rabbim! Eğer onlara yöneltilen tehdidi (dünyevî sıkıntıyı ve uhrevî azabı) mutlaka göstereceksen,

MÜ'MİNUN 94 - Bu durumda beni, o zalimler topluluğunda bulundurma, Rabbim!

MÜ'MİNUN 95 - Biz, onlara yönelttiğimiz tehdidi sana göstermeye elbette ki kadiriz.

MÜ'MİNUN 96 - Sen, kötülüğü en güzel bir tutumla sav, çünkü biz onların yakıştırmakta oldukları şeyi çok iyi bilmekteyiz.

MÜ'MİNUN 97 - Ve de ki: Rabbim! Şeytanların kışkırtmalarından sana sığınırım!

MÜ'MİNUN 98 - Onların yanımda bulunmalarından da sana sığınırım.

MÜ'MİNUN 99 - Nihayet onlardan (müşriklerden) birine ölüm gelip çattığında, "Rabbim, der, lütfen beni (dünyaya) geri gönder,"

MÜ'MİNUN 100 - "Ta ki, boşa geçirdiğim dünyada iyi iş (ve hareketler) yapayım." Hayır! Onun söylediği bu söz (boş) laftan ibarettir. Onların gerisinde ise, yeniden dirilecekleri güne kadar (süren) bir berzah vardır.

MÜ'MİNUN 101 - Sûr'a üflendiği zaman aralarında artık ne soysop (çekişmesi) vardır, ne de birbirlerini soruşturacaklardır.

MÜ'MİNUN 102 - Böylece kimlerin tartıları ağır basarsa, işte asıl bunlar kurtuluşa erenlerdir.

MÜ'MİNUN 103 - Kimlerin de tartıları hafif gelirse, artık bunlar da kendilerine yazık etmişlerdir; (çünkü onlar) ebedî cehennemdedirler.

MÜ'MİNUN 104 - Orada dişleri sırıtır halde iken ateş yüzlerini yalar.

MÜ'MİNUN 105 - (Allah Teâlâ,) Size âyetlerim okunurdu da, siz onları yalanlardınız değil mi?... der.

MÜ'MİNUN 106 - Derler ki: Rabbimiz! Azgınlığımız bizi altetti; biz, bir sapıklar topluluğu idik.

MÜ'MİNUN 107 - Rabbimiz! Bizi buradan çıkar. Eğer bir daha (ettiklerimize) dönersek, artık belli ki biz zalim insanlarız.

MÜ'MİNUN 108 - (Allah) buyurur ki: Alçaldıkça alçalın orada! Bana konuşmayın artık.

MÜ'MİNUN 109 - Çünkü kullarımdan bir zümre "Rabbimiz! Biz iman ettik; öyle ise bizi bağışla, bize merhamet et, sen, merhametlilerin en iyisisin." diyorlardı.

MÜ'MİNUN 110 - İşte siz onları alaya aldınız; sonunda bu davranışınız size beni yâd etmeyi unutturdu; çünkü siz onlara gülüyordunuz.

MÜ'MİNUN 111 - Bugün ben onlara, sabrettiklerinin karşılığını verdim; onlar, hakikaten muradlarına erenlerdir.

MÜ'MİNUN 112 - (Allah inkârcılara) "Yeryüzünde kaç yıl kaldınız?" diye sorar.

MÜ'MİNUN 113 - "Bir gün veya günün bir kısmı kadar kaldık. İşte bilenlere sor." derler.

MÜ'MİNUN 114 - (Allah) buyurur ki: Sadece az bir süre kaldınız; keşke siz (bunu) bilmiş olsaydınız!

MÜ'MİNUN 115 - Sizi sadece boş yere yarattığımızı ve sizin hakikaten huzurumuza geri getirilmeyeceğinizi mi sandınız?

MÜ'MİNUN 116 - Mutlak hâkim ve hak olan Allah, çok yücedir. O'ndan başka ilâh yoktur. O, bereketli Arş'ın sahibidir.

MÜ'MİNUN 117 - Her kim Allah ile birlikte diğer bir tanrıya taparsa -ki bu hususla ilgili hiçbir delili yoktur o kimsenin hesabı ancak Rabbinin nezdindedir. Şurası muhakkak ki, kâfirler kurtuluşa eremezler.

MÜ'MİNUN 118 - Resulüm! De ki: "Rabbim, bağışla ve merhamet et! Sen merhametlilerin en iyisisin."

_________________
Ne beyan-ı hale cür’et, ne figana takatim var
Ne reca-yı vasla gayret, ne firaka kudretim var...

***
bir akşam üstü yanımız da kimsecikler olmaz;
ya da olması gerekenler yanımızdakiler değildir !!!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://yurekseferi.forumzen.com
 
23-Mü`minun Suresi
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» KEVSER SURESİ'nin Açıklaması
» Allaha inanmakta zorluk çekiyorum

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
YÜREK SEFERİM :: YÜREK SEFERİME HOŞ GELDİNİZ... :: KİTABIMIZ KURAN-I KERİM :: KİTABIMIZ KURAN-I KERİMİN MEALİ(ELMALILI HAMDİ YAZIR)-
Buraya geçin: