YÜREK SEFERİM

Kim demiş ki gül yaşar diken himayesinde, dikenin itibarı ancak gül sayesinde...
 
AnasayfaPortalliGaleriTakvimSSSAramaKayıt OlÜye ListesiKullanıcı GruplarıGiriş yap

Paylaş | 
 

 OKÇU ENES

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
SıZıM
Site Yöneticisi
Site Yöneticisi
avatar

Mesaj Sayısı : 1538
Yaş : 112
Kayıt tarihi : 07/11/06

MesajKonu: OKÇU ENES   07.02.07 22:58



OKÇU ENES (r.a)
Sevgili çocuklar, biliyor musunuz? Hazreti Enes, aynı zamanda iyi bir okçuymuş... O, ok atmaya küçük yaştan itibaren meraklıymış. Bu merakı sayesinde de kısa sürede başarılı bir okçu oluvermiş. Hatta sonraki yıllarda, okçuluk sanatını yakınlarına da öğretmiş.
Ancak ne zaman bir yarışma yapsalar, her defasında Hazreti Enes birinci olurmuş.

Enes delikanlılık çağlarında iken, bir gün birkaç arkadaşıyla birlikte kırlara çıkmışlar. Birden karşılarına kocaman bir yaban tavşant çıkmasın mı?.. Hemen peşine düşmüşler. Ama nafile... Tavşanı yakalamak kolay mı? Fakat Enes tavşanın peşini bırakmamış ve fırsatını bulduğu bir anda okuyla nişan alıp tavşant avlamış...

Hz. Enes tavşant babası Ebu Talha'ya getirmiş. Ebu Talha da bu kocaman tavşant pişirerek ona ve arkadaşlarına bir ziyafet çekmiş... Tabii ki bu arada Enes, tavşanın bir budunu pişirip sevgili Peygamberimize götürmeyi de unutmamış...

Peygamberimizle Enes'in Anlaşması

Hazreti Enes bir gün sevgili Peygamberimizden, Kıyamet gününde, kendisine özel olarak şefaat etmesini istemiş. O da şefaat edeceğine dair söz vermiş. Ancak Hazreti Enes, şefaate nerede ihtiyaç duyacağını bilemiyormuş... Bunun üzerine:
- Başım nerede sıkışır ey Allah'ın Resulü? Söyleseniz
de sizi orada arasam, diye sormuş. Peygamberimiz:
- Beni ilk önce Sırat'ta ara! cevabını vermiş.
Enes, Peygamber Efendimizi Sırat'ta bulamama
endişesiyle tekrar sormuş:
- Pekiyi, seni Sırat'ta bulamazsam?
- O zaman beni Mizan'da ara!
Ancak Enes, mahşer yerinin kalabalık olacağını iyi bildiği için endişesi hala devam ediyormuş. Bu nedenle yeniden sormuş:
- Ya sana Mizan' da da rastlayamazsam?
- O zaman beni Havuz'un yanında ara! Mutlaka bu üç yerin birinde buluşuruz, diyerek Enes'in endişesini gidermiş, gönlünü ferahlatmış...

Sevgili çocuklar... Belki de Kıyamet günü, Sırat, Mizan ve Havuz kelimelerini ilk defa duyuyorsunuz. Bunun için, size bunları kısaca açıklamak istiyorum.

Kıyamet günü: Dünyanın sonunun geldiği ve yeni bir hayatın başlangıcı olan gündür. Buna Ahiret günü de denilir. Ahiret aynı zamanda yaşayacağımız öbür dünyanın adıdır.
Sırat: Kıyamet kopup, ahiret hayatı başlarken, insanların üzerinden geçeceği bir köprüdür. Bundan dolayı, "Sırat Köprüsü" denilir ya?.. İşte, her insan, dünyadaki davranışları karşılığında bu köprüden kolaylıkla veya zorlukla geçer... Yararlı ve güzel davranışlarda bulunanlar Sırat'ı şimşek hızıyla geçerler... Zararlı ve kötü davranışta bulunanlar ise Sırat'ı geçmekte çok zorlanır, bazıları da aşağı düşerler...

Mizan: Dünyada yapılan işlerin, iyi ve kötü davranışların tartıldığı teraziye verilen isimdir. Sevap ve günah kefelerinden oluşan bu terazide her insanın günah ve sevapları tartılır. Mizan' da sevabı ağır basanlar cennete, günahı çok gelenler ise cehenneme giderler...
Havuz: Sevgili Peygamberimizin, mahşer gününün o sıkıntılı ve bunaltıcı sıcağında, ümmetinden cennete girmeye hak kazananlara, su ikram ettiği havuzdur. Buna "Kevser Havuzu" denilir. Bu havuzdan bir kez su içenler bir daha hiç susamazlar.















_________________
Ne beyan-ı hale cür’et, ne figana takatim var
Ne reca-yı vasla gayret, ne firaka kudretim var...

***
bir akşam üstü yanımız da kimsecikler olmaz;
ya da olması gerekenler yanımızdakiler değildir !!!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://yurekseferi.forumzen.com
 
OKÇU ENES
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
YÜREK SEFERİM :: YÜREK SEFERİME HOŞ GELDİNİZ... :: ÇOCUKLAR İÇİN ÖZEL :: SİZİN İÇİN SEÇTİKLERİMİZ-
Buraya geçin: