YÜREK SEFERİM

Kim demiş ki gül yaşar diken himayesinde, dikenin itibarı ancak gül sayesinde...
 
AnasayfaPortalliGaleriTakvimSSSAramaKayıt OlÜye ListesiKullanıcı GruplarıGiriş yap

Paylaş | 
 

 GEÇ KALDIM

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
SıZıM
Site Yöneticisi
Site Yöneticisi
avatar

Mesaj Sayısı : 1538
Yaş : 113
Kayıt tarihi : 07/11/06

MesajKonu: GEÇ KALDIM   16.02.07 3:42

GEÇ KALDIM

Ne yapsam
Ne söylesem
Ne düşünsem
Nereye gitsem
Hayat!
Çözemedim seni!
Hiç yorulmadan bir değirmen olarak gördüm güneşi… Aynı yönde dönüyordu taşları… Onu çeviren zaman, su olmuştu yirmi dört saatlik dilimlere bölünüp… Siyah ve beyaz renkli elleriyle öyle hızlı vuruyordu ki taşlara, hızına yetişmek mümkün değildi… Gecenin ve gündüzün dişleri arasında u n ufak olan ömür; uçsa da, kaçsa da toprağa düşüyordu sonuçta…
İşte bu yüzden hiç görmedim, sararan bir yaprağın kış boyu dalda kaldığını…
Yer açmak için yenilerine, yeşillerine
Süzülerek uçtular:
Bazen sulara
Bazen yollara
Bazen taşlara
Bazen çimenlerin üstüne…
Uzaklaşıp gitti zaman dönmemek üzere
Onları da katarak önüne…
Ve ben geç kalmışım hayatın yalan olduğunu söylemek için:
Kuşlara ve arılara
Çocuklara, otlara
Deliğinde tıkırdayan fareye
Yavru kediye, yılana…
Ah… Yıldızlar! Ne zaman baksam gökyüzüne, yerinizdesiniz… Attığınız demirler midir gözlerinize değen ışıklarınız? Öyle ise, sakın toplamayın halatlarınızı. Kendiniz gibi, beni de yerime çivileyiniz…
Ve ben geç kalmışım, özlemim, dur durak bilmez yollarında, hazırlıksız yakalanıp yürüdüğümü anlamak için…
İkilerde mi düğümleniyordu hayat? Ateş ile su, yer ile gök, sevgi ile nefret, tanrı ile kul, kadın ile erkek, iyi ile kötü hep yan yana mıydı? Beden ile ruhun iç içeliğin de yok muydu tersliklerimiz, garipliklerimiz… Hem cenneti hem cehennemi mi yaşıyorduk bir arada? Tutulan yanımıza kimler egemen olmuştu böyle… Ve tutulmayan yanımızla hangi uzak ellerde çiçek topluyorduk, hangi gözlerde sevgi buluyor, hangi yüreklerde aşk arıyorduk? Uç uç böceklere, ne zaman teslim olmuştuk böyle…
Hep uzaklarda filizlenen duygular yaşadık bu yüzden, ne olduğunu seçemediğimiz düşlere daldık; rengini soluğunu, biçimini görmediğimiz yüzler çizdik resimlere… Esrik yüreğimizde ona dokunabilme umudu taşıdık hep! Pusulasız yollardaydık, adressiz şehirlerde… Sokaklar ve evler tanıdık gibi geldi de, parmağımızı uzatamadık bir kapının ziline… Durup bekledik, bize bir ses’gel!’desin diye… Olmadı! Buna rağmen, hiç yitirmedik içimizdeki özlemi… Şimdinin nasıl dünü varsa, yarının bugününü yönelttik vuslatlara… Yaşamamamız bunun içindi demek!
Mavi bir çiçeğin kokusunu koklar gibi, pınar başlarında yudumlanan bir yudum soğuk su gibi, açlığı bastıran bir dilim ekmek gibi… Türkü gibi, şarkı gibi, ıslık gibi!
Ve sen beni yanına çağırdın çağıralı, yüreğime yaktığın ateşin başında üşüdüm…
Ey sevgili! Seni, bir adın gizemine sarıp doldurdum yüreğime… Ve geç kaldım seni sevmemek için… Seni sevmek çıkmaz sokaktı çünkü… Seni sevmek kefendi… Seni sevmek dalda kalan son yapraktı, gönülde uçan son kuş… trenin köprüden son geçişiydi, nehrin denize son varışı… Bu yüzden; ellerini üstümden, sesini sözümden, yüzünü hayalimden, kokunu nefesimden, duygunu şiirimden esirgeme!
Seninle yıkılayım toprak üstüne, karlar altına…
Sevda olup çıkar başını papatyalarla, çiğdemlerle, mine çiçekleriyle, kardelenlerle…
Itır kokayım!
Yeniden, yeniden, yeniden…

_________________
Ne beyan-ı hale cür’et, ne figana takatim var
Ne reca-yı vasla gayret, ne firaka kudretim var...

***
bir akşam üstü yanımız da kimsecikler olmaz;
ya da olması gerekenler yanımızdakiler değildir !!!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://yurekseferi.forumzen.com
 
GEÇ KALDIM
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
YÜREK SEFERİM :: YÜREK SEFERİME HOŞ GELDİNİZ... :: HAYATA DAİR NOTLAR :: SERBEST KÜRSÜ-
Buraya geçin: