YÜREK SEFERİM

Kim demiş ki gül yaşar diken himayesinde, dikenin itibarı ancak gül sayesinde...
 
AnasayfaPortalliGaleriTakvimSSSAramaKayıt OlÜye ListesiKullanıcı GruplarıGiriş yap

Paylaş | 
 

 BAYRAMLIK

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
SıZıM
Site Yöneticisi
Site Yöneticisi
avatar

Mesaj Sayısı : 1538
Yaş : 113
Kayıt tarihi : 07/11/06

MesajKonu: BAYRAMLIK   24.04.07 18:37

BAYRAMLIK

Yaşlı adam, bir konfeksiyon mağazasına ait vitrine uzun uzun baktıktan sona, sokakta oynayan çocukların en zayıfına dönerek:
- Küçüüüük!... diye seslendi. Buraya gelir misin?

Çocuk, hafta sonlarında yaptıkları misket oyununu ilk defa kazanmış olmasına rağmen koşarak geldi. 6-7 yaşlarındaydı ve üstündeki elbiseler, tek kelimeyle dökülüyordu.

Yaşlı adam, çocuğun saçlarını okşadıktan sonra:
- Vitrindeki elbiseyi giymeni istiyorum, dedi. Bakalım üzerine uyacak mı?

Çocuk, bu teklifi ilk önce şaka sandı. Ama adam, son derece ciddiydi. Onunla birlikte mağaya girerken, ilk önce rüyada olup olmadığını, daha sonra da şimdiye kadar yeni bir elbise giyip giymediğini düşündü. Genellikle ailedeki büyük çocuğa alınan veya komşular tarafından verilen giyecekler, elbiselerin ona dar gelmesiyle birlikte ortanca kardeşe geçer, birkaç sene sonra da, dizleri aşınmış veya delinmiş vaziyette kendisine kalırdı. Ama "her zaman hasta" dedikleri babasının durumunu bildiği için, bu işe itiraz edemiyordu. Şimdi ise, ilk defa yeni bir elbisesi olacaktı. Üstelik de bayrama üç gün kala...

Çocuk, yaşlı adamın gösterdiği elbiseleri giydiğinde, büyümüş olduğunu ilk defa fark etti. Çizgili kadifeden yapılmış pantolon, bacaklarının ne kadar uzun olduğunu ortaya koymuş; yeni ceketi de, omuzlarını iyice geniş göstermişti. Fakat hepsinin üzerine giydiği kaban bir başkaydı ve artık üşümeyecekti. Çocuk, biraz önce kazandığı misketleri onun cebine bıraktığında, iyice keyiflendi. İrili ufaklı misketler, ceplerin bir köşesinde kalmıştı. Bu durumda iki cebe yüz misket sığacaktı.

Yaşlı adam, çocuğu sağa sola döndürdükten sonra elbiselerin paketlenmesini istedi. Ve iş tamamlandığında, tezgahtara dönerek:
- Elbiseleri torunuma alıyorum, dedi. Kendisine sürpriz yapacağım için, onları bu çocuğun üzerinde denemek istemiştim. İkisinin de boyu falan aynı da...

Küçük çocuk, beyninden vurulmuş gibi oldu. Nefes bile almakta zorlanıyordu. Ama artık büyüdüğüne göre, bir şey belli etmemesi gerekiyordu. Aynaya son bir defa baktıktan sonra, üzerindekileri yavaşça çıkarttı ve bir kenara fırlattığı eskilerini giydi.

Adam, yaptığı hizmet için, çocuğa bir çiklet parası vermek istediğinde, onun çoktan gitmiş olduğunu gördü. Haylaz velet, belli ki bu işten sıkılmıştı.

Küçük çocuk, arkadaşlarının yanına döndüğünde, bütün ısrarlara rağmen oyuna katılmadı. Ve bir kenara oturup onlara baktı.

Arkadaşları, bunun sebebini merak ettiklerinden:
- Niçin oynamıyorsun? diye sordular. En güzel misketleri sen kazanmıştın.

Çocuk, gözyaşlarını tutmaya çalışırken:
- Misketlerim, üzerimdeki elbiselere yakışmayacak kadar güzeldi, dedi. Bu yüzden onları, bayramlık kabanımın cebine koydum...

_________________
Ne beyan-ı hale cür’et, ne figana takatim var
Ne reca-yı vasla gayret, ne firaka kudretim var...

***
bir akşam üstü yanımız da kimsecikler olmaz;
ya da olması gerekenler yanımızdakiler değildir !!!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://yurekseferi.forumzen.com
 
BAYRAMLIK
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
YÜREK SEFERİM :: YÜREK SEFERİME HOŞ GELDİNİZ... :: HAYATA DAİR NOTLAR :: SERBEST KÜRSÜ-
Buraya geçin: