YÜREK SEFERİM

Kim demiş ki gül yaşar diken himayesinde, dikenin itibarı ancak gül sayesinde...
 
AnasayfaPortalliGaleriTakvimSSSAramaKayıt OlÜye ListesiKullanıcı GruplarıGiriş yap

Paylaş | 
 

 Ey ölüm!

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
SıZıM
Site Yöneticisi
Site Yöneticisi
avatar

Mesaj Sayısı : 1538
Yaş : 113
Kayıt tarihi : 07/11/06

MesajKonu: Ey ölüm!   08.08.07 16:07





Ey ölüm!

Ey, bu dünya hayatını öbür ikizine bağlayan göbek bağı!

Ey, dünya ile ahiret arasındaki sırlı kapı! Ey, ölüm meleğinin
bile geçmek zorunda olduğu ğaybi dehliz! Ey, sevmeyeni
seveninden çok olan kaçınılmaz kader! Ey, çoklarının peşinen
suizan ettiği tükürük hokkası!

İyi ki varsın. Senin olmadığın bir dünyada yaşamak istemezdim.
Zaten böyle bir dünya yaşanacak bir dünya da olmazdı.
Düşünsene ey ölüm, farzı muhal sen ölmüşsün, insan
ölümsüzleşmiş. Ne olurdu şu yalan dünyanın hali?

Kim tutardı insanoğlunu? Ne frenlerdi insanoğlunun ihtirasını?
Azgınları,sapkınları, zalimleri, kafirleri, hainleri,
gafilleri kim zaptederdi?

Nemrutlardan bunaldık mı, "ölüm var" deyip teselli oluyoruz.
Firavunların zulmünden gına geldik mi, "ölüm var" deyip teselli
oluyoruz. Zalimlerin pençesine düştük mü, "ölüm var" deyip
teselli oluyoruz. Eşkıya dünyaya hükümdar oldu mu, "ölüm var"
deyip teselli oluyoruz. Ya sen de olmasan, ne teselli eder bizi?

Ha, yanlış anlaşılmasın: Bizi teselli eden bizatihi senin varlığın
değil. Asıl teselliyi, seninle gelen "Hesap Günü" ile buluyoruz.
Biz ölümü, büyük mahkemeye çıkış için bir celp olarak
anlıyoruz. Zaten, seninle teselli olmamızın anlamı,
"ilahi adalete" olan güvenimiz. Sen sadece bizi ilahi
adalete yaklaştıran bir araçsın.

Ey ölüm!

Sana hazır olmayanlar, seni kötü göstermek için ne kadar
büyük gayret harcıyorlar? Onlara sormak geliyor içimden:

Siz kaç kere öldünüz? Ölümü ne kadar tanıyorsunuz? Ölümü
karalamakla ne umuyorsunuz?

Sana yapılan en büyük iftira, senin bir "intikal" değil, bir
"unutuluş" ve "yok oluş" olduğunu söylemektir. Bunu
söyleyenler, suçluluk psikolojisiyle sana iftira ediyorlar.
Mahkeme kaçağı bir suçlu gibi davranıyorlar. İlahi adalet
önünde yargılanmaktansa, yok olup gitmeyi, unutuluşa
terk edilmeyi tercih ediyorlar.

Dünyaya kazık çakmak için elinden geleni yapan bu tip,
neden ahiret diye bir hayatın olmasını istemez ki ey ölüm?
Bu uğurda, neden var oluşundan vazgeçmeye kalkar? Nedir
bu tipin gözünü bu kadar korkutan, aklını bu kadar dumura
uğratan, kanını tepesine sıçratan? Sahi, insan hiç yok olmayı,
unutuluşa terk edilmeyi ister mi? Bu talep, insanın kendi
kendisini böceklerle, sineklerle, amiplerle eşitlemesi değil de
nedir? İnsan neden kendisine bu hakareti reva görür? Ebedi
bir hayatın kollarında yaşamak varken, niçin "keşke toprak
olup gitseydim" der?

Sebebi, vahyin "küfür" dediği şeydir değil mi ey ölüm? Sebebi
tek dünyalı bir hayat yaşamaktır: tek dünyalı ve dünyacı,
dünyaya meftun, dünyaya bağlı? Böyle biri öbür dünya için
hiçbir şey hazırlamaz. Değil mi ama; kim inanmadığı bir dünya
için bir şeyler biriktirir? Eğer inandığı halde bir şeyler
hazırlamamışsa, o da ayrı bir beladır. Suyu getirenle testiyi
kıranı kim bir tutar? Bu ALLAH'a iftira olmaz mı?

Sana yapılan bir başka iftira, senin uyku olduğunu söylemektir.
Bu iftira, aynı zamanda bunun tersini söyleyen Hz.
Peygamber'i de yalanlamaktır.

Sahi ey ölüm, birileri omuzlarında taşıdıkları cesetleri toprağa
gömerken,
neden "rahat uyu" derler.
Bunu ölenin nasipsizliğine mi yormalı, gömenin nasipsizliğine mi,
yoksa her ikisinin nasipliğine mi?

Duydun mu ey ölüm bu güruhun "ebedi istirahatgah" edebiyatını?
Kim bilir sen bile gülmüşsündür bu trajikomik duruma.

Ebedi istirahatgâhmış. Bunlar kendilerini ne sanıyorlar ey ölüm?
Toprağın üstünde yürüttükleri saltanatlarını toprağın altında
da, hatta ahirette de yürüteceklerini mi sanıyorlar?

Veya aslında bir şey sandıkları yok da, ölüm karşısında
yaşadıkları derin şaşkınlık ve çaresizliği örtmek için, bu söylemleri
bir tür zihni alkol ve uyuşturucu olarak mı kullanıyorlar?

Doğru ya ey ölüm; "ALLAH rahmet etsin" diyemezler ki? Hem
nasip olmaz, hem dilleri varmaz. Bunu demek için
1) ALLAH'a, 2) ahirete, 3) ilahi rahmete inanmaları lazım. Hem
ALLAH kimlere rahmet edeceğini, Haşr suresinin 10. ayetinde
açıkça buyurmuş. Bu ayette ALLAH müminlere kimler için
rahmet dileyeceklerini öğretiyor. Kendisine ALLAH'tan rahmet
dilenecek kimselerin olmazsa olmaz özelliği, İmanla göçüp
gitmiş olmaları.

"İman kalpte gizlidir" diye üfürecek olanlara, söylenecek söz
belli: Bir Müslüman da zaten kalpte gizli olandan yola çıkarak
rahmet dilemez, ölenin hayatına bakarak diler.

Ey ölüm!

Sen hep konuş. Sen konuşunca herkes susuyor. Senin
sesin herkesinkinden gür çıkıyor. Ama ahir zamanda bir
güruh peyda oldu: Sen konuşunca, hatta bağırınca dahi
susmayan. Senin sesini bastırmak için gürültü patırtı yapan.

Bu güruh da dahil, hiç kimsenin senin elinden kaçamayacağını
bilmek bizi teselli ediyor. Asıl soru şu: Bizi teselli eden şey,
neden onları bunca küstahlaştırıyor?




_________________
Ne beyan-ı hale cür’et, ne figana takatim var
Ne reca-yı vasla gayret, ne firaka kudretim var...

***
bir akşam üstü yanımız da kimsecikler olmaz;
ya da olması gerekenler yanımızdakiler değildir !!!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://yurekseferi.forumzen.com
 
Ey ölüm!
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
YÜREK SEFERİM :: YÜREK SEFERİME HOŞ GELDİNİZ... :: HAYATA DAİR NOTLAR :: SERBEST KÜRSÜ-
Buraya geçin: